August26
zaten çok uykum vardı. gözümü zor açıyordum, başım çok ağrıyordu. bir yandan susuzluk, diğer yandan halsizlik ve dahası biraz üzgünlük.. bir kapının önünde , aslında dönmek istemediğim işime geri dönmek için yazdığım dilekçe elimde bekliyordum. o an bana başka bir iş teklif edilsin hemen, şu dakka lütfen diyerek bekledim. gelen olmadı. aslında özlemiştim de çalışmayı, gülünü de dikenini de seviyordum artık, ama yine de..
saat 13.30′ a 7 dakika kadar yakındı. mesai başlayana kadar koridorda bir kaç tur atalım bari dedim. yetmedi, bir dakika ancak geçmişti. sonra yangın talimatını okuyayım dedim, ne olur ne olmaz. dersimi iyice aldıktan sonra yanındaki afişleri incelemeye başladım. renklerine, fontlarına ayırdıktan sonra saate baktım. neredeyse buçuktu. bir kaç tur daha attık, binaya en son bizim işimizi halledecek memur geldi. belki de o gelene kadar az ötede başka bir iş teklif edecek kişi geliyordu, ama ne bileyim ayağı falan takılmıştı belki.
kağıdı masaya koydum. şurayı imzalayın dedi. imza attım daha doğrusu atamadım, kalem yazmadı. bir hamlede tekrar denedim. o ihtişamlı imzam bana çekimser göründü.
adam ” bu kadar, şu tarihte başlıyorsunuz o halde ” dedi. “bu kadar mı?” diye hayret ederek sordum. o da sormama hayret etmiş olacak ki “bu kadar, işler artık çok kolay ” dedi..
saat 13.40′tı. binadan ilk biz çıktık.
August23
daha önce belki defalarca söylemişimdir, hayatta heyecan için oradan buradan atlayanları hiç anlamıyorum, benim için karşıdan karşıya geçmek zaten ömrümden ömür alıyor diye.
ne mi oldu? bu hafta sonundaki eskişehir seyahatimizde karşıdan karşıya geçmek yerine, sırf heyecan için başka bir şey denedik. yerinden oynayan koltuklarda 6 dk süren bir korku şeyinin içine girdik. ne mi yaptım? sadece gözlerimi kapattım ve fatiha’ dan başladım!
otobüste gelirken de dram, macera, romantik, korku olmak üzere gruplandırılan filmlerden korku olanını seçtim. o da tam bana göre(!) bir aşk ♥ hikayesi çıktı. bkz. twilight !
bunun bir de gondol hikayesi var ama sonra anlatırım.
August12
sahur saati oldu neredeyse. sherlock seyrettim. toplamda 3 bölümlük dizi olmaz. devamı çekilsin. lütfen. adresi de nereden biliyordum bilmiyorum. ezberimde.
August2
parmaklarımın ucunda yatak odasının kapısını kapatırken, kapıdan çıkabilecek herhangi bir çıt sesine karşı korkuyor, kol ve ayak başparmağımın kasları, kasıla kasıla yavaşça kapıyı kapatmaya çalışıyordum. tam bu sırada her gün aynı saatlerde uçmaya alışkın jetler havalanıyor, az ilerideki hastaneye acil yetişmeye çalışan bir ambulans feryat figan gidiyor, apartman görevlisi o gün çimleri biçmeye karar veriyordu.
elbette dışarıdaki dünya çok acımasız ve zalimdi. acı çekenler, uçmayı öğrenecek askerler ve görevini yapmak zorunda olan apartman görevlisi Osman bey’ i kimsenin bencilce durdurmaya hakkı yoktu.
Bebek uyansındı. Büyüyünce unuturdu .. Ben de bebeğin keyfinin kâhyası olarak bitmez tükenmez sabrımla sakin olmaya çalışıyorDUM !
July30
uzun zamandır hasretle çıktığı günü beklediğim, elime alınca kokladığım bir kitap veya dergi olmamasının çok büyük eksikliğini hissediyorum. eksiklik bende ama..
yoksa ayda 10 dergi giriyor eve. resimlerine bakıyorum.
July30
bununla mektup göndersem ulaşma olasılığı var mı bilmiyorum.

July29
buna ne denir bilmiyorum. gezmeye gidince bile kaldığımız yerin mimarisini inceleyip bu duvar nasıl bu açıyla dengede kalabilir, aşağıdan bakınca bizim odamız hangisi acaba sorularım, yemek yerken sürekli garsonları düşünmelerim, garsonların yaşlarından yola çıkarak şehirdeki iş fırsatlarını sıralamalarım, tabakta pirinç tanesi nasıl kalmaz diye olasılık hesabı yapmalarım, sürekli gün içinde şunu yapalım planı yapmaktan başka bir şeye zaman kalmaması .. işe yarar bir şeyler olsa düşünmem zaten, kendime değil de yanımdakine eziyet oluyor. rahat bir insan olmak istiyorum.
ya hayat bir matematik ya da dur artık biraz düşünme beyin !
evet buradaki duruma benziyor. önce ben yazacağıdım ama kalp kalbe karşı olunca !
” beyin bedava, bedava ya, taşıyorum. niye hamallık yapayım ? “
bir de şöyle bir şey yaptım, ev özleminden olsa gerek.

July15
şimdi yollar çok geniş, etraf çiçek, ağaç. çok güzel, temiz. biraz da estetik olsa tam süper olacak. elin telefon kulübesine bak mesela..
bir gün nahnu bey belediye başkanı olacak (inanmazsanız başkana sorun onun bile haberi var) , o zaman bizzat ben ilgileneceğim bu konuyla.
sevenler konuşsun. telefon içerde.

July13
az önce özenle hazırladığım, üstünde her nevînden hobi malzemelerimin bulunduğu masam, bir bebek tarafından masa örtüsü çekilmek suretiyle yıkıldı.
hayat nedir, ne değildir diye düşünüyorum.
June10
balkona çamaşır asmak yasak aslında. ama zaten kaçak binalar inşa ediyoruz. bu arada bence kurdela demek neşe demek. valla!
görebileceğiniz en büyük kasnak boyu. çapı tam 31,2 cm.
