Kasım, 2006 Arşivleri


30
Kas
2006

30 November

?b'leri yaratan Allah'a şũkũrler olsun !  B'leri yaratan Allah'a binlerce şũkũr olsun! header yapmayı bilmeyen birini hi砧örmedin mi ne var! ne var! bu da öyle sayılır işte!


29
Kas
2006

hayal meyal

diyorum ki; biz bir sũrũ 篣uk olanda, tozlu yollarda koşa koşa bi bağ bulup talan edende, ceviz ağacını sallayıp sallayıp?başımıza koca bi ceviz dũşũrende, gölgesinde uyuyup kalanda.

diyorum ki; biz bir sũrũ 篣uk olanda,?bi at arabasının arkasında tıngır mıngır gidende,? evimizin yolu kaybolmasın diye yollara ay祫irdeğinden kabuklar atanda, az gidip uz gidip bir arpa boyu yol gide gide gũneşi batıranda kumlara. böyle uyuyup kalanda.

diyorum ki; biz bir sũrũ 篣uk olanda,?bulutların ũstũnde atlaya zıplaya yarış yapanda, ben hepinizi ge祮de, şıpır şıpır yağmur yağanda ũstũmũze, öyle uyuyup kalanda.?

ne gũzel olur.


29
Kas
2006

cennet diyorum;

nasıl bir yerdir ki?


28
Kas
2006

bugũnũn farkı; fiyatı değil

sũperbugũnũn diğerlerinden farkı “bu gũn” olmasının dışında ikinci okula başlamış olmamdır.

yok dũnyayı kurtarmak iin değil de kendimi kurtarabilirim belki diye.


27
Kas
2006

orda bir market var ok uzak

evimizin yanına can-ı gönũlden bim aılsın istiyoruz. birsũrũ eczane var, birini kapatsınlar.


20
Kas
2006

yırtık

bankamatik bize ucu yırtık bi para verdiğinde;??bu banka da nebi穭miş deriz, gidip ne yapabiliriz bu bozulmuş parayı diye sorduğumuzda gũvenlik görevlisinin hokkabaz misali tam bir parayı vermesi ũzerine; sizin gibisi yok, sũpersiniz deriz, teşekkũr eder gideriz. biz böyleyiz işte, insanlar olarak.


20
Kas
2006

gũneş-18 Kasım

“gũneşli gũnlerin en gũneşlisi bugũn”

?


17
Kas
2006

~

bir tırtıl asla asla asla? kahverengi bot giymez.


03
Kas
2006

kpss

eğer arkamızda bir ka砫işi daha olacak olsaydı dũnyanın en uzun kulaktan kulağa oynanan sırasını oluşturabilirdik. burayı bilenler i穮 söyleyecek olursam; rektörlũkten zafere kadar uzayan bir sıraydı. burayı bilmeyenler i穮 km hesabından atmak gerekirse siz deyin 1/2 km, ben deyim 1 km uzunluktaydı.

zaten yeteri kadar uzamış kuyruğun ge穰 en sonunda durmak her ne kadar yoldan ge祮lerin gũldũğũ bir ‘h⬧ olsa da ‘bekleme, sonra alırsın telefonlarına’ rağmen? azimle beklemeye karar verdim. beklemek fiilinin tũm görsel hareketlerini? kullanarak?( havaya bakmak, bir sağ ayak ũstũnde bir sol ayak ũstũnde durmak, karıncaların önũnũ kesmek, duvara yaslanmak) diğer bekleyen gözlerle bu yoğun hava bakışma trafiğinde birbirimizden gözlerimizi ka禡mp;#305;rdık.

5 dk. sonra arkamda siz deyin; 100 ben deyim; 500 kişi beklemeye başladı (ah evet mũbalağa ediyorum) tũm dikkatler bizim ũstũmũzdeydi. yoldan ge祮 insanlar, arabalar, otobũsler, tramvaylar, havadan ge祮 u硫lar bize bakıyordu. (ah evet mũbalağa) fotoğraflarımızı 祫tiler, geziye giden ilkokul 篣ukları sıranın ortasından ge穰 gitti, trafik sıkıştı, gũnũn popũler sorusuna -’bu sıra ne sırası’- ciddiyetle yanıt verdik, simit穠selpak禡mp;#305; gelir kaynağı olduk, gelen ge祮 binbir envai tũrde hayat figũranlarının hayatına şahitlik ettik.

a禡mp;#305;k havada i穬en sigara dumanı yine bana geldi. arkadakilerin 90 ũzeri aldıklarını duyunca nasıl yaparımda ayaklarını kaydırabilirim dũşũnceleri ile sarılan beynim, telefonların 硫kıdı melodisiyle neşe buldu.

1,5 saatlik bir bekleme sonun klavuzlar elimizdeydi. sonra internetten yayınlandı.