Mart, 2007 Arşivleri


31
Mar
2007

Sabah/Saeat

yaz akşamlarında ve bayram sabahlarında bunu söyleyen kimki diye merak edip edip, bilmem kaç yıl sonra yüzünü görmek varmış. radyo böyle birşey.


30
Mar
2007

Gerçek Hayat

Murat Menteş yok ama İbrahim Paşalı var. Gerçek Hayat.


30
Mar
2007

“Seni Özledik Efendim”

Seni Özledik Efendim…

İş, güç, yalnızlık,güneşsizlik ve günsüzlük…

Yeni yazının başlığı böylemi olsa acaba.

Ya da yazı yazamasam.

Köşe yazarlarının, entelektüellerin, düşünürlerin, gazetecilerin dönüp dolaştıkları yerleri bugün aklımdan geçirmesem diyorum.

Bugün akımların etkisi altında kalmayıp, irademin ve bedenimin secde ettiği Allah’ın Habibi için toplasam kalemlerimi ve birleştirsem.

Bütün akılların birleşip onun kullandığı bir bağlacın derinliğine erişemeyeceklerini bilerek bütün kalemlerimi toplasam ve çok bilmişliğimi, artristik kelimelerimi, felsefik tartışmaların ateşlediği nefsimi, dağ kılmak yerine dağlasam bugün…

Şİmdi sen olsaydın kelimeleri israf etmezdik, matematiği kutsamazdık. Dar düşünüp çıkar yol bulamamaktan yakınmazdık.

Sırf konuşmak olsun diye, harf sırasına göre boşluğa düşmezdik.

Şimdi aklım sarsılıyor efendim, düşüncelerim susmakta, sana ve senin kullandığın küçük bir virgülü bile fikrinin bağrına basıyor ve bastıkça parçalanıyor, dahada küçük parçalara ayrılıyor dünyanın atomları.

Şimdi sadece sen olsaydın, ve bizde sadece sussaydık. Konu sıkıntısı çeken dar beyinlerin sana koştuğunu görseydik, bilimlerini ilminle kıyaslayanların susup seni dinlediklerini görebilseydik.

Ve seni bize gönderen Allah a seninle şükretseydik,.
Şimdi sen olsaydın, dili tutulurdu dünyanın, eli ayağı birbirine dolaşırdı denklemlerin, parabollerin…

Şimdi sen olsaydın sadece sen olurdu kainat…

Efendim taptaze bir haberdir gelişin, iyiki geldin, hoş geldin.

Kutlu doğumunun yıldönümünde seni rahmetle , minnetle anıyoruz.

(S.A.V.).

umutfm


30
Mar
2007

veni vıdı vıdı

sağ tarafı yine yok ettim. sağ tarafı yine düzelltim (- nahnu)


28
Mar
2007

Google Bize Logo Yapsana

Naim Süleymanoğlu /google

Google Bize Logo Yapsana


26
Mar
2007

-Haydi iç de çay koyayım*

günlerden, terasta çay içilecek bir havaydı. bense ne çayı ne terası deyip kendi havamda, bütün çabalarımın boşa gitmesine neden olacak kadar büyük, avare bir edayla boşver düzeltmezlerse bırakırım okulu diyebilecek kadar da küçük bir “rakam” yanlışını düzeltmek için okulumla aramı yapan yere gittim.

sorunu ilk cümlemde anlayan genç çocuk beni, kendisinden masaca ve yaşça daha büyük bir çocuğun yanına götürdü. bünyesinde, hoyratça, sağa doğru eğilmiş bir dal gibi duran elinde, az kaldı külü düştü düşecek sigarasıyla az biraz sinirli bir şekilde bana baktı. kendimden bu bakışa karşılık tamam bırakırım okulu yeterki siz üzülmeyin korkaklığı beklerdim oysa tuhaf bir şekilde bu işi çözmeye karar vermiştim.

bana “rektör gelse bunu düzeltemez” dedi. içimden de bi gülmek. ben de az kalmayıp “ben sizden sihirli değnek istemiyorum, bi sorun var ve nasıl çözebilirim onu istiyorum” dedim. havalı bir edebiyat oldu.

sonra baktım bu inat meselesi değildi ve bazı insanların suyuna gitmek gerekirdi. ben sigaranın külüne baktım o da bana baktı, düşündü. genç çocuk benden daha korkak çıktı ve titrek bir sesle buyrun hanfendi dedi dışarı çıktım.benim hakkımda kimbilir ne konuşuyorlardı. işte öğrendiğimiz matematik hayatta bu işe yarardı. ben de uygulama stajında. neyse genç çocuk bana yeni bi kimlik verdi uzun uzun ne yapmam gerektiğini anlattı. yaptığım hatanın karşılığı bankaya cüzi bi miktar ödemem gerektiğini söyledi demişmiydim sevgili dostlarım matematik bu işe yarar, sayısal hatalarımızı sayısal nesnelerle ödemek için. neyse bu kadar romantik olmasın.

bankalardan, şehrin diğer ucuna yürünecek bir bankaydı. bense ne bankası ne yürümesi deyip bankanın yolunu tuttum. dedim ki böyle böyle tamam şöyle şöyle. bitti. yolda bir mng kuryesiyle az daha çarpışıyordum. o umursamadı, bende umursamadan yürüdüm. yürüdüm. yürüdüm. (hiç bitmeyecek sanki efekti)

içerisi geldiğimde kalabalıktı. genç çocuğa zaten tanışırmışız gibi “ben geldim” şeklinde kafa salladım. hiç konuşmadan dekontu aldı. bir miktar evrakı yazıp çizdim. dedim böyleyken böyle arz ederim. sonra genç çocuk daha büyük çocuğun yanından hanfendi gelirmisiniz dedi. baktım sigara bitmişti. gözlerime bakmaz da pencereden dışarı bakar bir şekilde “sınavlarda kimseye söyleme, uğraştırırlar finallerden sonra gel görüşelim” dedi. bende mutlu bir şekilde yoluma baktım. tam çantamdan yoluma bakacakken mng kuryesiyle çarpıştım çarpışacak oldum yine. yine umursamadı, yine umursamadım.

şimdi saatlerden terasta çay içilecek bir hava.
- Haydi iç de çay koyayım*

*Ah Muhsin Ünlü


25
Mar
2007

onu ben öldürmedim

onu ben öldürmedim

kaç gündür akşam eve geldiğimde sanki bilirmiş gibi hemen kendi odasına doğru yol alırdı. bense dış kapıda, buyur bi dışarı çık, hava al diye yol gösterirdim. beni hiç dinlemedi. aynı evde yaşamamıza rağmen pek az görüşürdük. belki çay koyarken ben, o da mutfakta bir şeylerle meşgul olurdu. ya da akşam yemeklerimin davetsiz misafiri. bugün teras kapısının önünde buldum onu. önce, evdeki herşeyin ömrünü bi biçimde tamamlamaya başladığını farkettim. irkildim diyemem, çok irkildim diyebilirim. sonra, ben bunu bi daha bu kadar yakın yakalayamam deyip bir kısım fotoğraflarını çektim. daha sonra da bir kağıt parçasını kürek yapıp fırlatmak usülü ile terastan aşağı bırakıverdim. bahçeye. hayatının son uçuşu oldu.

evde yaşayan tek canlı olarak saltanat yine benim.

çiçekleride rüzgar almış getirmiş. ne gerek vardı rüzgar, teşekkür ederim, ben bunları hemen suya koyayım diyesi geldi o an insanın. demedik ama.


24
Mar
2007

bozuk monitörden inciler

” senin bilgisayarın erdi. herşeyin aurasını gösteriyo ”

 mor raphael ve  mor donatello


23
Mar
2007

cuma 23.00

kaç yıldır böyle bilmiyorum.
benim için cuma geceleri saat 23 demek; “iyi günler ilerde anneanne” demektir, mahur demektir, narçiçeğim demektir, Feyruz demektir. İbrahim Paşalı demektir.


23
Mar
2007

sema top-10

gökyüzü grubunun bugünki vokalisti yağmur, olağanca sesiyle kulaklarımıza hitab ederken, özlediğimiz damla görünümüyle de gözümüzü seyre daldırdı. halbuki tüm hafta, liste başından düşmeyen güneş, kendisini bekleyen sabırsız tomurcuklara nekadar da umut yüklemişti.
| yine de; çiçekler döküldüyse toprak olur, topraktan da bir gün çiçek mantığında herşeye şükredebiliriz.




Nedir ?

iletişim

. - N. taklitin ilk t'sinden son t'sine kadar, her türlü şeklinden sana sığınırım Allahım.

← yalan menü

Arama