26
Mar
2007

-Haydi iç de çay koyayım*

günlerden, terasta çay içilecek bir havaydı. bense ne çayı ne terası deyip kendi havamda, bütün çabalarımın boşa gitmesine neden olacak kadar büyük, avare bir edayla boşver düzeltmezlerse bırakırım okulu diyebilecek kadar da küçük bir “rakam” yanlışını düzeltmek için okulumla aramı yapan yere gittim.

sorunu ilk cümlemde anlayan genç çocuk beni, kendisinden masaca ve yaşça daha büyük bir çocuğun yanına götürdü. bünyesinde, hoyratça, sağa doğru eğilmiş bir dal gibi duran elinde, az kaldı külü düştü düşecek sigarasıyla az biraz sinirli bir şekilde bana baktı. kendimden bu bakışa karşılık tamam bırakırım okulu yeterki siz üzülmeyin korkaklığı beklerdim oysa tuhaf bir şekilde bu işi çözmeye karar vermiştim.

bana “rektör gelse bunu düzeltemez” dedi. içimden de bi gülmek. ben de az kalmayıp “ben sizden sihirli değnek istemiyorum, bi sorun var ve nasıl çözebilirim onu istiyorum” dedim. havalı bir edebiyat oldu.

sonra baktım bu inat meselesi değildi ve bazı insanların suyuna gitmek gerekirdi. ben sigaranın külüne baktım o da bana baktı, düşündü. genç çocuk benden daha korkak çıktı ve titrek bir sesle buyrun hanfendi dedi dışarı çıktım.benim hakkımda kimbilir ne konuşuyorlardı. işte öğrendiğimiz matematik hayatta bu işe yarardı. ben de uygulama stajında. neyse genç çocuk bana yeni bi kimlik verdi uzun uzun ne yapmam gerektiğini anlattı. yaptığım hatanın karşılığı bankaya cüzi bi miktar ödemem gerektiğini söyledi demişmiydim sevgili dostlarım matematik bu işe yarar, sayısal hatalarımızı sayısal nesnelerle ödemek için. neyse bu kadar romantik olmasın.

bankalardan, şehrin diğer ucuna yürünecek bir bankaydı. bense ne bankası ne yürümesi deyip bankanın yolunu tuttum. dedim ki böyle böyle tamam şöyle şöyle. bitti. yolda bir mng kuryesiyle az daha çarpışıyordum. o umursamadı, bende umursamadan yürüdüm. yürüdüm. yürüdüm. (hiç bitmeyecek sanki efekti)

içerisi geldiğimde kalabalıktı. genç çocuğa zaten tanışırmışız gibi “ben geldim” şeklinde kafa salladım. hiç konuşmadan dekontu aldı. bir miktar evrakı yazıp çizdim. dedim böyleyken böyle arz ederim. sonra genç çocuk daha büyük çocuğun yanından hanfendi gelirmisiniz dedi. baktım sigara bitmişti. gözlerime bakmaz da pencereden dışarı bakar bir şekilde “sınavlarda kimseye söyleme, uğraştırırlar finallerden sonra gel görüşelim” dedi. bende mutlu bir şekilde yoluma baktım. tam çantamdan yoluma bakacakken mng kuryesiyle çarpıştım çarpışacak oldum yine. yine umursamadı, yine umursamadım.

şimdi saatlerden terasta çay içilecek bir hava.
- Haydi iç de çay koyayım*

*Ah Muhsin Ünlü



Yukarıdaki yazı hakkında bazı ünlü düşünürlerin görüşleri


  1. Henüz rağbet görmemiş

Lütfen, yorumunuzu yazarken bir yandan da yüksek sesle okuyun...