Eylül, 2007 Arşivleri


16
Eyl
2007

18/04/2005

Bilinmeyen bölgeleridir zamanın gece yarıları, kaçıncı kahvenin yorgunluğudur üzerinize düşen. Bir gece vakti artık uğultularından kurtulmuştur şehir, susmuştur.

Bir gece vakti eğer biraz yılgınlık varsa üzerinizde, kelimelerin birbirine karıştığını düşünmeye başlamışsanız, dünyayı kurtaran bir yazıyı okumaktan sıkılmışsanız mesela, dünyadan banane demişseniz, öylece kalmışsanız pencerenin önünde, dalmışsanız bir bir sönen ışıklarına şehrin, kalbiniz, ruhunuz ve aklınız yorulmuş demektir…

Bir adım atmak istersiniz, sınırlar vardır. Engeller vardır. Bahaneleriniz vardır. Aslında hepsi kendimize söylediğimiz gizli yalanlardır.Selamsız bir duruştur bu, hayata. Kendini unutmuşluk sarar bedeninizi. Nerede olduğunuzla, nerede olmak istediğiniz arasındaki uçuruma düşmekten korkarsınız.

Biraz uzaktan bakarsınız. Selamsız giriştir bu, hayata. Aynı doğruların farklı biçimlerde söylenişlerinden çıkan tartışmaları seyredersiniz. Yollarda aldatılmış gözler vardır. Kaldırımlarda zehirli yalanlar dolaşır. Başarılı olmanın tarifleri vardır artık kitaplarda. Aşk sayılarla tanımlanır olmuştur. Kendilerini tanımamak için yüzlerini boyayanlarla doludur etraf. Gürültü yaparak ölümü unutmaya çalıştıklarını düşünürsünüz, kelimeleri boşa harcadıklarını sonra… Duvar kenarına çökmüş bir adamın işsizliğini, sigarayı derin çekişlerinden anlarsınız. Çaresizliği duymak istemezsiniz. Güçlü olan nedense hep haksızlık yapandır ve nedense iyiler hiç biraraya gelmez.

İşte onlar selam vermeden geçilen, yitirilmiş hayatlardır.
Bir selam neyi değiştirir ki?

Böyle bakarken zamanın gidişine, bir tek insanı atlamadan geçen, her insan durağında durmayı başarabilen birilerini görürsünüz. Farklı dilde konuşsalar bile bir kelimeyle anlaşabilirler mesela. Sonradan selam milleti adını verdiğiniz birileridir bunlar. Sınırları olmayan bir millet.
Bir selam neyi ifade eder ki?
Bir selam bir tanışıklığa, bir tanıdık olmaya sebeptir. İşsiz adamla güçlü olan arasındaki eşitliktir. Gündüzlerin gece vakitlerine verdiği kardeşliktir. Bir selam kaldırım üzerinde gezinen zehirli yalanları durdurmaktır belki, susturmaktır gürültüyü.Uzaktan gelen bir unutulmamışlık ifadesidir. Bir nefese davettir. Başlangıçtır. Dünyanın her yerinde bulabilmektir, en güzeli bu milletin içinde meleklerin de varlığını hissetmektir…
Belki bir selamdır, yitirilmek üzere olan hayatların beklediği. Bir selam çok şeyi değiştirir aslında …

Sabah oldu. Güneşin ilk damlaları kaçtı gözlerine zamanın ve biz selam durduk hayata…

Selam milleti; bir selam ver rüzgara..


13
Eyl
2007

Ramazan Kokusu

11 ay boyunca almadığımız kokuları almaya ramazan kokusu denir. biryerlerde hala birileri yalnız başına iftarını açacakken, gelecek ve sonraki ramazanları kalabalık sofralarda açmasını ” umud ” , yalnız ve yalnız olmayan herkesin bu kokuları almaları için de ” dua ” ediyor.

umut kokusuna duanın karıştığı iftar menüsü; ‘ yoldan geldim yorgunum, kahvaltıyı da özlemiştim zaten ‘ yemeği.
tatlı; ‘ hurma ne süper bişey ‘ meyvesi.


07
Eyl
2007

lucida grande

sabahtan beri lucida grandenin hangi romanın ya da hangi filmin kahramanı olduğunu düşünüyorum. tövbe tövbe.

bir de bence bu yazı kısmının fontları biraz daha küçük olmalı, çok yazınca çok yazmış gibi durmasın.


01
Eyl
2007

büyük salkım

bir salkım -üzüm- bu kadar büyük olur mu diye
sevinebiliriz,
göğe bakalım.

.
esin pek tabiki “göğe bakma durağı


01
Eyl
2007

2 milyonumu versinler

bir kısmınız; sıcak evinizde (sıcaktan kasıt; huzurlu, gülümseyen aile ortamı oluyor -ki- yoksa benim evimde çok sıcak) kimbilir annesinin, belki anneannesinin dizine yatmış, bir elinde çekirdek, bir elinde kumanda umrundamı dünya havalarında, bir kısmınızın diğer küçük bir kısmı; kimbilir televizyonda birşey seyrediyor -diyeceğim geliyor ama tvde hiçbişey de yok- gözleri kapanmak üzere, elinde de birtürlü okuyamadığı bir kitap, düştü düşecek duruyor, bir kısmın diğer kalan kısmı da; kimbilir f1den çıkıp, rock’n coke a gitmek istemediği halde gitmiş, sıcaktan bunalmış, gürültüden yorulmuş ama yinede razı, yapışık saçlarıyla çadırında oturup, gökyüzündeki yıldızlara dalıp, neden orada olduğunu sorgulamış bi sonuca varamamış, uyumuş kalmış, artık geride kaç kısımlık bir kısım kaldıysa onlarda; bebeklerinin göbeğine yapışıp güldürmeyi başarmış, kimisinin kafasına elma düşmüş “o da ne” diye kafasını yukarı kaldırırken bir adım atınca çürük bir elmaya basmış, kimisi de “diğer” şıkkına atabileceğimiz, herhangi neyimize gerek bir iş yapıyor olabilir. olabiliriz. olabilirler. olabilirsiniz.

bense ’serin serin esen rüzgarın önünde terasta ailecek çayımızı yudumluyoruz, bir kahkahaki sormayın gitsin’ demek isterdim. ailemin diğer kalanı hepbirlikte bunu yapıyor evet, bende 2 milyon euroluk bir puzzle’ı çözdüm ama paramı vermiyolar, ne yaparım diye düşünüyorum.

çok acıklı bi yazı oldu sanki. aslında “gülmekten ölmek” deyimi bende “gülmekten yazmak” şeklinde vuku buldu. yanlış anlamayın.

tamam. 1 milyon da olur.