Aralık, 2007 Arşivleri


31
Arl
2007

anlatamadım ya neyse

dizilerin bayramlara ve benzeri günlere uyarlanması o diziden soğumam için yeterli bir sebep - ki bunun bakın beğendiğiniz hayatlar bunları yapıyor siz de aynısını yapın demek olduğunu düşünüyorum- . bayramlarda ve benzeri günlerde kanalın normalde yayında olması gereken diziyi yayınlamaması da normal günleri özlemem için bir sebep.

bu kadar seyretmekte ısrar edilecek nitelikte bir dizi/m olmamasına rağmen “özlemek” gibi harika bir eylemi adı üstünde “oyun” olan “kurmaca” dünyalar için kullandığım için de ayriyeten üzgünüm.

gökyüzünde rüzgardan kayan bulutun derdini anlatabilseydim eğer, kafalarımızın neden bu kadar karışık olduğunu da anlatabilirdim sanırım. belki. evet televizyonu kapatmak lazım. bence de.

daha iyi cümleler vardı aklımda ve zaten buraya da yazmayacaktım aslında. hem de unuttum üstelik. hangi kelimeyi kullanıp nasıl bir cümle kursamda sanki, bir peygamberi “özlemenin, hatırlamanın” yolunun bugün yapılan sözde işlerle aynı olmayacağını anlatamayabilirim.


31
Arl
2007

çay kaşığına

çayı karıştırdıktan sonra, kaşıkta kalan son bir damla çayı damlatmak için bardağa vurduğumda çıkan sesin, kendi adına zarif bir ses olduğunu düşünüyorum. sürekli yapınca kulakta kalabiliyor; çınlama şeklinde.


31
Arl
2007

kuşa sesleniş, hayata serzeniş

kaşar peynirimi çalan kuş, istedin de vermedik mi? neyse, helal ediyorum.

peynirin çatı penceresinde ne işi var diyenler için bakınız; buzdolapsız hayat.


28
Arl
2007

aklımın ucuna takıldı

tepki vermemişcesine/verememişcesine televizyona bakarken, kolyemin ucuna takılan aklımı alıp başıma götürmüşcesine/ götürememişcesine, anormalleri normalleştirme çabasına yenik düştüğümüzü. düşündüm.
bir kadının öldürülmesi kimin yenikliği ise.


28
Arl
2007

sofra kuralları

1. sınıf defterimden inciler

2. ve 3. maddelerin ortak kullandığı cümleyi yazana kadar sanki herşeyi elimle yedim. 4. maddeye ise hiç uyamadım.
noktalarda az kalsın defteri delebilir.


26
Arl
2007

çalan şarkı

yurttayken en arabeskinden olan oda arkadaşımın uyumaya çalışır halimde kulağıma eğilip “derin duygular besliyorum sana karşı, içimdeki sevgi değil aşkın alası” diye şarkı söylemesini özlüyorum. hayatımızda çalan şarkının hatırlattıkları diye bi sayfa var.


26
Arl
2007

geçmiş gün

uzun ve zor (gereksiz kelime) bir ayrılık evresinden sonra tekrar merhaba.
geçtiğimiz günlerde neler olup bittiğini hatırlayabildiğim kadarıyla tarihe ve günlüğüme güzelce (gereksiz kelime) not düşmek istedim.

toplamda 3, hayır 4, hmm 5 bile olabilir sinema filmi seyrettim.

heroes bitti ve anladımki benim için heroes ‘u seyretmekten daha heycanlı birşey varsa o da heroes’ u nasıl seyredeceğimdir. herhangi birşeyin inmesini beklemek, ayda yılda bir başka bir şehirde buluştuğumuz, aramızda kilometreler olan kardeşimin elinden almaktan daha zor bana göre. inerken bilmem kaç dakika kaldı yazısı ile kalp krizi bile geçirebilirim. herneyse. yine bir günde bilmem kaçıncı bölüme geldikten sonra atlata atlata seyredip, en sonunda bir kaç bölüm birden atlayıp en son bölümü seyretmek daha ızdırapsız.

geçen seferki eskişehir seyahatimde çeşitli temaslarda bulunmuş ve birinci sınıf defterimi bulmuştum. bu seferki seyahatte ise birinci sınıfın ikinci dönemine ait defterimi buldum. her sayfasında birisinin de yaptığı gibi ” ho ho hoh” diye gülünebilecek bir sürü şey vardı.

başka aklıma bişey gelmedi. gezdik dolaştık. bafra pidesi de güzeldi. hmm bir de pikniğe gittik. çok üşüdük. hayır donduk.

edit: nasıl unuturum :) medya markt’a gittik yine ve ensemde bir ses korku filmi fısıltısıyla sürekli “fırına bakalım, fırına bakalım, fırına bakalım” diyordu.


17
Arl
2007

yazının güldüğü

birşeyler içerken güleceğimiz veya gülebileceğimizi tahmin ettiğimiz bişeyleri okumamalıyız. yoksa yalan ve gerçek, tam ve tüm anlamlarıyla burnumuzdan geliyor.


14
Arl
2007

günlerin dumanı

1. sınıf defterim

birinci sınıf defterimden. dayım hiç pencereden atlamadı.


02
Arl
2007

uyanış

güneşin kendisini göstermeden sadece ışıklarıyla, gece boyunca üşümekten donmuş ağaç dallarını çıtırdatarak uyandırmasına uyanış denir. güneşin pencereden süzülüp gözümüze kaçması da; hadi artık kalkma vakti işe geç kalmayalım anlamına gelir. halbuki bugün pazardır ve ezberletilmiş cümlelerimize göre bugün geç kalkılmalıdır.
oysaki dünya yanılmış, çıtırdayan dallarsa akıllılık yapmışlardır.