yazmayalı hatta bilgisayarı açmayalı okadar uzun zaman oldu ki klavyede harflerin yerini bulamaz hale gelmişim.
geçen 3 haftadır toplamda iki ev taşıdık ve ailemiz tam çitlemelik çekirdek aile olabildi sonunda. çatı katına veda etmek hiç zor olmadı benim için. bunun sebebi; insanın bir evin içinde şu köşedede şu anımız var diyeceği bir insanın olmaması belki. iki yıldır “bana sürekli bakmazsan seni de yakarım, böreği de yakarım” diyen fırınımla, uyurken sarıldığım kaloriferle, olmadı taklalarıyla beni uyandıran tavuksu güvercinlerle olan anılarımsa gözlerimi hiç dolduracak cinsten değillerdi.
taşınmanın da tuhaf bir tarafı var. uzun zaman önce kaybedilen kalemi bulma, kitapların arasına sıkışmış bir fotoğraf, ilkokul defterleri çocukluktan kalma bir kaç parça yokluğunu farketmeyeceğimiz küçük şeyler, kısıtlı eşya toplama zamanında, anlık gülümseten şeyler oluverdiler.
kısa ama yorucu yolculuktan sonra yeni eve gelmekte tam bir karışıklık oldu. neyi hangi kutuya koyduk telaşı, bütün kutular açıldı ama aradığımız şeyi hala bulamadık gariplikleri..
ve toz. sarıp sarmalanan herşeyin içine bile girecek kadar çok toz.
şimdilik uyandığımda neredeyim kafa karışıklığımın dışında herşey düzene girdi sayılır.






RSS Şeysi Trackback Yazıcıyı Sevindir
Yukarıdaki yazı hakkında bazı ünlü düşünürlerin görüşleri