sıralamayı kalem çeşidine olan sevgi dereceme göre ayarladım.
0,5 uçlu kalem:
ucun ve kalemin kalitesine göre değişkenlik gösteren, ucun tombo, kalemin de ince rötring (bu piyasada yok artık) olduğunda heryere yazma isteği. tamamen teknik çağırışımlar; soru çözme isteği. sağ elde üç parmakla havada çevirme isteği. bazen kağıda sürtünürken, mesela 3 yazarken, S yazarken kıvrımlardaki gıcırtı. kâğıda bastırmak ve bastırmamak arasındaki denge, zira göze kaçması çok muhtemel (kırılganlık).

dolma kalem:
sadece müdürlerin kullandığını sandığım kalem. sadece imza atılırken kullanıldığını sandığım kalem. mürekkep. mürekkebi bitince işin çok zor olmak. elin yüzün mürekkep olmak, uzun bir süre çıkmamak, kağıtlara akmak dağılmak. bu cümleleri toparlayamamak.
ayrıca dolma kalemin bir diğer adı bana göre “ihtişamlı imza” demektir. hayranıyımdır.
keçeli kalem:
boyası bitince arkasından kolonya döküp ömrünü uzatmaya çalıştığım sevgili keçeli kalemim, bir de şu çıkarttığın ses olmasa. 0,5 ten daha fazla gıcırtılı. ele yüze bulaşır özellikte. küçük kızların oje özentisine çare olmuş olabilirler ben bilmiyorum. sarı rengi hiç belli olmaz. görünmez özellikli yapmışlar ondan. geniş alanları boyamak için uygun değildir. ilk sürdüğümüz yeşille son sürülen yeşil arasında koyuluk açıklık farkı vardır. bu yüzden keçeli kalemle en iyi güneşin ışığının vurduğu ağaç çizilebilir ya da dere bence. istediğini çiz işte.
tükenmez kalem:
her çocuk gibi ben de hiç tükenmeyeceğine inanmış olabilirim bir zamanlar.diğerlerine göre pek az sevdiğim kalem çeşididir. hesabı, işi hatırlatır. akmasın maazallah.
şimdi bu gecenin bu saat 02sinde aklıma bu kadar çeşit geldi. bu gecenin bu saat 02sinde aklıma bunlar neden geldi. bilmiyorum.









En son konuşanlar