.

.

s. a. e.

October12

ne zamandır bol gelen saatimi saatçiye götürme fırsatımız olmamıştı. belki uzun süredir diğer pili bitmiş olan saatimi de takmadığım için saate artık ihtiyaç duymuyordum. saate bakmayınca zaman bana daha çokmuş gibi geliyor bir de. fırsat olunca da saati nasıl bileğime göre ayarlayacaklardı diye merak ediyordum.
sylardan mı etkilendim yoksa okuduğum kitaptan mı bilmiyorum gittiğimiz saatçi bana çok esrarengiz bir yer gibi geldi. duvarlarda ve masa üzerindeki cam içindeki saatler, masalarında oturmuş gözlüklü saat tamircileri. sylar saatin içini gösterip ne demişti bunu anlarsan dünyayı anlarsın.

dünya değil de benim anlayamadığım biri varsa bu “işini bilen adamdır”. işini bilen adam sorunu görür görmez tanır, ne yapacağını bilir. karşısındaki “kafası soru işaretleri ile dolu olan bana” da hiç bir açıklama gereği duymadan işini yapar bitirir. hayranlık ve şaşkınlık içinde leblebiyi ancak cümle içinde geçince anlarım.

soru işaretleri dolu kafamla oturduğum yerden diğer masalardaki heycanlı müşteri ve işini bilen saatçileri büyülü ve esrarengiz bir dünyaymışcasına seyrettim. gittikçe selenaya dönüşen bu dünyadan ” bir deneyin bakalım” diyen sesle resmen uyandım.

saatim çok güzel oldu.

2 Yorum :

“s. a. e.”

  1. # aliusta:

    Sylar neydi/kimdi ya? :)

  2. # fny:

    “saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır. bu da gösterir ki zaman ve mekan insanla mevcuttur!”

Email will not be published

Website example

Your Comment: