.

.

bir diğer adı : pabuç

March29

eğer bir yıl önce bu yazıyı yazsaydım aynen şöyle diyecektim “hayatımda ayağımı sıkmayan bir ayakkabım olmadı”

bir yıl önce bu kaderimi değiştiren şey ise; artık hayatıma başka birinin de müdahil oluşuydu ki, hep iyi anlamda oluyor. ayakkabı geçmişimi çok net hatırlıyorum. mesela ayakkabı denilen şeyi ilk farkettiğimde 4 yaşımdaydım. babamın doğum günümde aldığı kırmızı rugan ayakkabılardı. çok severdim. insan sadece kendine has zannediyor bu tür şeyleri, ama şebnem ferah bile bu ayakkabılara şarkı yazdı. demek ki herkes, hemen hemen aynı şeyleri yaşıyor.

sonra ikinci en sevdiğimse; bir metre karın – o zamanlar boyum da o kadar olabilir- içinde yürümeye çalıştığım red-kit botlarımdı..

daha sonraları çok beğenerek aldığım ayakkabılar benim için ilk günlerinde tam bir hayâl kırıklığı olmaya başladı. boy uzamasıyla, kemik yapısıyla ilgili falan derken, resmen ayakkabı denilen şey işkence oldu bana.

“ayakkabını aldığın ilk gün evde giy biraz dolaş ” telkinleriyle, kalın bir çorap giyip biraz genişlesin diye uğraştığım çok olmuştur. bunları bilmeme rağmen, yeni bir ayakkabı ile ikinci kez farklı bir şehire gidip bunu yaptığıma ikinci kez pişman oldum. tıpkı geçen seneki gibi, gittiğim yerden yeni bir çift ayakkabı ile geri döndüm. ve yine geçen seneki gibi, ikinci aldığım ayakkabı bana hiçbir sorun yaşatmadı.

oysa ki bildiğin 38,5 numara, taraklı değil ve hiç topuklu ayakkabı da giymem. neden böyle oluyor çözemedim.

sizi ayak mevzusuyla meşgul ettiğim için özür dileyerek, sonra savunma amaçlı şu cümleyi “zaten kendime yazıyorum, okumasaydılar” kurup, resmen kaçarak uzaklaşıyorum.

10 Yorum :

“bir diğer adı : pabuç”

  1. # mq:

    benim de bütün aldığım ayakkabılar büyük geliyor. kış diyorum kalın çorapla giyerim diyorum, yine olmuyor. hangi dükkana gitsem çocuk reyonlarında hep o barbi bebekli pembe ayakkabılar. insan 25 yaşındayken ayaklkabıları 34 numara ise hayat gerçekten zor.

  2. # n.:

    36 numara giyen bir arkadaşım var, ilk defa 34 duydum :) bence o reyonlardaki ayakkabılar da çok güzel:) barbili olanlar hariç.

  3. # nikita:

    ben de böyle bir hata yaptım. daha yeni aldığım cillop gibi ayakkabıyı iskoçya’ya götümüştüm. bol bol yürüdüğüm için ayağımın her bir noktasına vurmuştu ayakkabı. artık son günlere doğru seke seke yürüdüğümü hatırlıyorum. kayserililikten gidip yeni bi ayakkabı da almamıştım. :)

  4. # n.:

    @nikita ; yani bunca zamandır hangi ülkelere gittiğini az çok gördük de, kayserili olduğunu ben ilk defa duydum :)

  5. # nikita:

    gizli; fazla belli etmiyorum kimseye. sonra önyargılar çıkıyor ortaya. :)

  6. # n.:

    hmm ben de bunu bazı konularda yapıyorum. ama bu da diğer insanlara karşı bir önyargı oluyor sonuçta :) önyargı konusunda da sürekli kısır döngüye girerim zaten :)

    önce beni tanısınlar sonra bu bilgilerimi öğrensinler diye düşünürüm. zorla “ne kadar iyi bir insan” olduğumu kanıtlayacağım illâ insanlara :)

    dur ben bunu bir blog konusu yapayım.

  7. # kidinmind:

    N’olamaz Nikita. Kayserili olduğumuzu nasıl deşifre edersin?

    Haha. 36 numara olup bir de taraklı ayaklara sahip olmayı dene. Bu da çok fena oluyor. Her akşam baş parmak ateliyle yatmamın sebebidir. Topuklu giymeyi de çok severim. Dem’it.

  8. # n.:

    sen de mi? dur ben hemen gidip gelen maile bol sorulu bir cevap vereyim :)

    36 numaraların da sorun yaşadığı hiç aklıma gelmezdi. daha doğrusu benden başka herkes bu konuda mutlu sanırdım. demek ki aslında sorun ayaklarda değilmiş, ayakkabılar yanlış üretiliyormuş ! :)

  9. # kidinmind:

    Düzelteyim; kocadan kayseriliyim ben. İstemeden :)

  10. # n.:

    kayserili insanlar çalışkandır diye biliyorum ben. istemeden olmaz ayrıca :)

Email will not be published

Website example

Your Comment: