'ağlarım ben halime' Departmanı


18
Mar
2008

kimseye etmem şikâyet*

yeni ev ve çalıştığım yer arasındaki bir saatlik mesafe boyunca yeniden tramvay+otobüs içi insan manzaralarının seyrine şahitlik eder oldum. iş çıkışı özellikle bütün gece çalışıp sabah çıktığım vakitlerde bu mesafeyi ayakta geçirmek çok zor. tam da öğrenci ve işe gidenlerin olduğu bu saatte çaresizliğimden yakın bir durakta inecekmiş gibi duran bir teyze belirliyorum. uykusuz gözlerimle arada bir nerede inecek tahminleri yürütüyorum. benim inmeme bir durak kala iniyorlar genelde ya da benden daha vahim gördüğüm kişilere bırakıyorum koltuğu. geçen gün işe giderken -bu öğleden sonraki bir vakitti- iki koltuğu kaplayabilecek kadar hacimli bir teyze önümdeki boşalan koltuklara ayakta duran arkadaşlarını davet edip onlara salondaki koltuğunda misafir ağırlarcasına koltukları ikram etti. bir sonraki boşalan koltuğa adımımı atacakken de yine ne yazıkki, yine, bir önceden rezerveye maruz kaldım. yorgundum, uykum vardı ve 72. sabıra gelmiştim.

umutsuzca oturmaktan vazgeçip biraz ileri yürüdüm bu ne kısmettir ki önümdeki koltuk boşaldı. nereden ve nasıl bir hızla geldiğini anlayamadığım küçük bir çocuk oturdu bu sefer.

gerçekten vazgeçmiştim. kolum askıda kalmış, boynum bükük ve gözlerimdeki uykuyla (daha ne kadar acındırabilirim :) ) ve sanki bütün tramvayla aynı durakta indik, içerde kalıp “bu da benim, bu da benim” diye diye bütün koltuklarda son durağa kadar oturasım geldi.

ben, oturarak güne giden teyzelerin ne tür pastalar yiyeceklerini hayal ederken, yer vermemek için camdan dışarı bakanlar da kendilerini görmedim sanmasınlar.

*