.

.

bura dünya – 2

May20

yarın ankara’ da 2 sınavım var. sınav zamanları yıllardır hiç değişmemiş meğersem. hep bi temizlik yapma, gereksiz yemek yapma, kitap okuma, hiç seyretmediğin diziyi seyretme..

doğru düzgün çalışmadım. insan biraz pişman olur, vicdan azabı çeker.

o da yok.

anlatamadım ya neyse

September15

malumunuz olduğu üzere işe geri döndüm. en büyük problemim iş konusunda yapılacak her şeyi bilmek ama bir türlü hatırlayamamak. şu an astronot olamadıysam sebebi bu işte; yakın zamanlı hafıza kaybı ! uzak geçmişi çok iyi hatırlarım ama. kimden alacaklıyım, ilk ayakkabım ne renkti, elimdeki yara izi ne zaman olmuştu hepsini hatırlarım. hatta çok gereksiz zamanlarda aklıma gelir bunlar da gülerim kendi kendime.

bugün yine kendi kendime güldüysem, yeni evimizin eski işime neredeyse bir saatten beş dakika az bir mesafede olması sebebiyle benim artık servisle gidecek olmamdı. ilkokul, ortaokul ve hatta lisenin belli bir dönemi servisle okula gittiğim için bendeki servis kültürü bugün birdenbire ortaya çıktı. ilk bindiysem en güzel yere -en arkanın bir önü, açılabilen cam kenarı – oturma, eğer ileride arkadaşım binecekse ona yer ayırma ..

bu hikaye çok uzun, zaman hiç yok, çok uykum var.

ay

May26

bazen aya gidip oradan buraları seyredebilme gibi bir şeyimiz olsaydı, büyük ihtimalle gazetelerde “aydan atladı” gibi intihar haberleri olurdu.
zaten yükseklik korkum var.

uzanmış yazı

April6

v

hepsi bir arada

April5

teyp

seni ihmal etmedim blogum. hayır çok uykum da yok.

ve hayat dediğin şey; sevdiğin kahvenin zor açılması ama sevmediğin kahvenin “kolayca ” açılmasından ibaret de değil. her seferinde bu başına gelecek de değil.

again again diye bir şarkı vardı

March30

yol üstü

üst üste aynısından 3 sipariş yaptım. bu hiç hoşuma gitmedi. yeni şeyler üretmek daha güzel oluyor. hem, yaptığım bir şey tam anlamıyla hiç bir zaman aynısı olmuyor, elde yapıldığı için. bu satış işinden her an vazgeçebilirim. vazgeçersem, büyükçe bir sandık alıp, yaptığım her şeyi içine atıp, üstüne de bulut şeklinde bir minder yapar otururum.

seyrettiğim bir filmi de, bir kez daha/ tekrar/ yeniden/ yine seyredemem zaten.

baştan alalım

February17

bugün yaptığım yeni bir resmin yazılarını üç sefer baştan alıp yaptım.yine de içime sinmedi. ara verdim.
şu an televizyonda uyurken dinlemek için açılmış “kolpaçino ” adlı film oynuyor. hiç hoşuma gitmez.

calpol

February15

bugünün dilime dolanan şarkısı mini mini bir kuş donmuştu adlı merhameti bol şarkı idi. bak postacı geliyor ise araya renk kattı.
ateş düşürücü, ağrı kesici bir şurupla birlikte, aşı olmuş bir bebek ve bu gece beni bekleyen sürprizler.

daha başka bir şey hatırlamıyor ve sizi saygıyla selamlayarak huzurlarınızdan ayrılıyorum. yarın yine bir başka saatte görüşmek üzere.

hafıza-i beşer

February14

hayır, üçüncü günde de yazıyor olmam başardığımı göstermez. gerçek başarı herşeyi unutup bir tek buraya yazacağımı unutmamam. çok basit şeyleri, beş dakika önce söylenmiş şeyleri ve hatta söyleyeceklerimi çok çabuk unutuyorum. ve sürekli zihnimde bir şarkı gibi takılmış olan bu deyim ” hafıza-i beşer nisyan ile maluldur ”

bugünü evde geçirdim. günün dilimize dolanan sözü ise ” bon apetit ” oldu.

şimdi güle güle. giden mi söyler, gelen mi bilmek istemem.