'düşünce ağrısı' Departmanı


10
May
2008

katil domatesler*

domates ailesi

domates;
halen bir kısmı konserve kutularının içinde sıkıştırılmış esaretlerini yaşamaktadırlar.
bugüne kadar insanlar tarafından ezilmiş, türlü işkence metodlarına maruz kalarak,tabiri caizdir;suyu çıkartılmıştır.
ezikliğinden pazar yerinde en son kalan, üstüne basılıp geçilen, sebze midir? meyve midir? nedir? sorusunda yerini bulamamış zira ekmek arası peynirin yanında mutlu bir yer edinmiştir. hatta kimine göre; menemen, kimine göre salça demektir.
düşününki tadını kişiden kişiye farklı güzellikte göstermektedir. ayrıca; üzerindeki giysinin yaka tarafında domates çekirdeği kalıntıları hiç olmamış pek az çocuk vardır.

sahte üretimi olan herşey korsan sayılmasına rağmen, sahte domatesler piyasada özgürce dolaşmaktadır. birgün olurda insanlardan bunun hesabını nasıl sorarlar diye iki kez düşünmek, domatesin hakkına girmemek gerekir.

hayallerimizde en azından balkondaki küçük saksıda gerçek domatesler yetiştirmek, onu kanatlarımızın altında korumaya almak, bu kadar muhteşem birşeye hayran kalıp, şükretmek vardır.

*attack of the killer tomatoes


05
Şbt
2008

yoldaki işaretler serisi

safer ayının birinci gününde -bundan habersizce- seferde oluşumun tekabülünü kendime açıklamaya çalışıyorum. bazen böyle şeyler oluyor. eğer biliyorsak işareti üzerimize alınabiliriz, eğer bilmiyorsak kimbilir nasıl da farketmeden geçip gideriz. günlerdir üç-beş saatlik uykuyla bir sonraki uyku girdabına girmelerin, bu düşünce ağrılarının, bu baskıların, bu günlerin, bu gecelerindeki yürüyüşlerin ve bu kadar çok çiçeğin bir anlamı olmalı.
ben anlasam yeter.


31
Ock
2008

bilinç yarası

okuldayken, bilgi, düşünce genişliği ve akıl bakımından keşke biraz daha “olsaymış” dediğim hocalarımın, nasıl olupta orada olabildiklerine hayret eder, söylesemde anlamayacak zaten diye düşünüp, haklı olduğum meselelerde bile konuşmaktan vazgeçtiğim zamanların aynısını bugün pınar kür’ü seyrederken yaşadım. dar ve geri kafalılığı yüzünden bildiğinden şaşmayan, yine kendinden başka birşey göremeyen ego şişmanı teyze rolünü oynayıp tırnaklarımı yedirtmiştir.

okul zamanında hocalara söylemeyip mazideki yaralarım - bilinç altındaki baskılanmış cümlelerim- bu hanım’ın sayesinde yavaş bir terapi gibi ortaya çıkıyor. sorun şu ki terapiye ihtiyacı olan aslında ben değildim :)

ne oldu bana deyip hiçbir şey düşünmeme günlerime geri dönmek istiyorum.


30
Ock
2008

hasret

” eğer cennete gidersek, seninle birgün, nar ağacının altında buluşalım olur mu?”

(bir kitabın bilmem kaçıncı sayfasında)

“geceyi aşığa sığınak ve azab kuyusu yapan Allah’a şükürler olsun.”

(başka bir kitabın arka kapağında)

(şarkı; bu kitabın tam da bu sayfasında, bugünün gece yarısında, kışın tam ortasında, karın baharında..)


11
Ock
2008

buz yürüyüşü

elmalı pastanın üstündeki pudra şekeri kıvamına gelmiş, kar görünümlü buzun üzerinde kaydım. düştüm. hafif atlattığımı düşünmüştüm lakin acısı sonra çıkarmış bu düşmelerin. sol kolumu hareket ettiremiyorum.