.

.

bana ne olmuştu?

December8

o kadar elit bir insan oldum ki insanların arasına karışmıyor, onları ezip geçmek istiyor, her şeye burun kıvırıyorum. gözüm hep yükseklerde.
kimsenin dinlemediği şarkılar ve pek az kişinin seyrettiği dizileri takip ediyorum.
bence benim, çok yüksek rütbeli eşimin ve asil oğlumuzun yaşaması gereken yer bura.
gerçekten çok royal bi insanız.

July1

Gabriel Faure-Pavane Op. 50 violin

yani evet, portakal ağaçları çiçek açmış da o bahçede yürüyormuş gibi.

bura dünya – 2

May20

yarın ankara’ da 2 sınavım var. sınav zamanları yıllardır hiç değişmemiş meğersem. hep bi temizlik yapma, gereksiz yemek yapma, kitap okuma, hiç seyretmediğin diziyi seyretme..

doğru düzgün çalışmadım. insan biraz pişman olur, vicdan azabı çeker.

o da yok.

kelime salatası

April28

bu haftanın konusu şizofreni ve psikotik bozukluklar. çok kalın bir kitabın özetini bitirmek üzereyim ve bakışlarım artık donuk. bazen kendi kendime gülümsüyorum ve her an saldırganlaşabilirim. dünyanın en ilginç hastalığı bence bunlar. zaten bir de çay isteyemiyorum. of demem.

ne zamandır şu soruya verilecek cevabı düşünüyorum bugün yazayım artık dedim:

direk çocukluğumdan başlayayım;
1- toplamda 5 senelik ilkokulu 4 farklı şehir ve okulda okudum. mesela birinci sınıfım ağrı dağının eteklerindeydi. hep takdir aldım ve hiçbir şeye yaramadı sonra :P
2- çok sakin göründüğümü söylerler (sadece görünüş, aldanmayın)
3- karşıdan karşıya geçmek en büyük korkularımdan biridir (herkes biliyor aslında)
4- hep ertelerim, sonra çok pişman olurum ve yine ertelerim
5- hayvanları uzaktan severim ( bir kez kaplumbağaya dokundum)
6- çaydan başka madde bağımlılığım yok. hatta nasıl olduğu bile hiç önemli değil. açık, demli veya daha demini almamış, hiç mühim değil getirin içerim.
7- bazen çok inatçı oluyormuşum.
8- hiç süt içmem.
9- artık hiç kitap okuyamıyorum.

9 tane olmuş aklıma gelirse buraya ekleyeceğim. düşüniyim.

bilmediklerinizi de sorun arkadaşım.

bir uçuk her şeyi anlatır

December13

hani şu reklamdaki çalan çıt çıt çıt yeyeye şarkısı var ya, şu an kalbim onun nağmesine hüzünlenecek kadar yumuşak.

resmen kapana kıstırıldım.
ama hala bir kaplanım değil mi? mi, mi?

çok da büyük konuşurum.

dünya kaç bucak ?

November16

çocukluğumun çekyat altında saklanan pasta tarifleri kitabı geliyor aklıma. çok isteyipte buralarda olmadığını anladığım şeylerde böyle oluyor. en sonunda sanayiye gidip herşeyi kendim yapmaya başlayacağım.

kimi zaman marangoz, kimi zaman terzi olmak istiyor bu gönül. otur oturduğun yerde diyen annem geliyor aklıma da, kendime geliyorum, pek iyi oluyor.

postacı, sözüm sana !

September7

Ey postacılar ! sizden alacaklıyım. gelmeyen tüm mektuplarımı istiyorum. neden üzüyorsunuz kuzum bizi ?

tamam, neyse, suçu direk üstünüze atmayayım, belki rüzgar almış götürmüş bile olabilir. ama ben bu kadar anlayışlı olmak istemiyorum !

korkuyorum diyorum, inanmıyorlar

August23

daha önce belki defalarca söylemişimdir, hayatta heyecan için oradan buradan atlayanları hiç anlamıyorum, benim için karşıdan karşıya geçmek zaten ömrümden ömür alıyor diye.

ne mi oldu? bu hafta sonundaki eskişehir seyahatimizde karşıdan karşıya geçmek yerine, sırf heyecan için başka bir şey denedik. yerinden oynayan koltuklarda 6 dk süren bir korku şeyinin içine girdik. ne mi yaptım? sadece gözlerimi kapattım ve fatiha’ dan başladım!

otobüste gelirken de dram, macera, romantik, korku olmak üzere gruplandırılan filmlerden korku olanını seçtim. o da tam bana göre(!) bir aşk ♥ hikayesi çıktı. bkz. twilight !

bunun bir de gondol hikayesi var ama sonra anlatırım.

ama..

July30

uzun zamandır hasretle çıktığı günü beklediğim, elime alınca kokladığım bir kitap veya dergi olmamasının çok büyük eksikliğini hissediyorum. eksiklik bende ama..

yoksa ayda 10 dergi giriyor eve. resimlerine bakıyorum.

sadece bir hâli

June8

sanırım kedinin, sadece hikâye kitaplarındaki resimlerde, yumaklarıyla uyuyanını severim. başka türlüsünü değil. bir de bizim arabaya küçük, kara bir kedi sıkışmıştı, o da fena değildi.

« Older Entries