'eskişehir' Departmanı


26
Arl
2007

geçmiş gün

uzun ve zor (gereksiz kelime) bir ayrılık evresinden sonra tekrar merhaba.
geçtiğimiz günlerde neler olup bittiğini hatırlayabildiğim kadarıyla tarihe ve günlüğüme güzelce (gereksiz kelime) not düşmek istedim.

toplamda 3, hayır 4, hmm 5 bile olabilir sinema filmi seyrettim.

heroes bitti ve anladımki benim için heroes ‘u seyretmekten daha heycanlı birşey varsa o da heroes’ u nasıl seyredeceğimdir. herhangi birşeyin inmesini beklemek, ayda yılda bir başka bir şehirde buluştuğumuz, aramızda kilometreler olan kardeşimin elinden almaktan daha zor bana göre. inerken bilmem kaç dakika kaldı yazısı ile kalp krizi bile geçirebilirim. herneyse. yine bir günde bilmem kaçıncı bölüme geldikten sonra atlata atlata seyredip, en sonunda bir kaç bölüm birden atlayıp en son bölümü seyretmek daha ızdırapsız.

geçen seferki eskişehir seyahatimde çeşitli temaslarda bulunmuş ve birinci sınıf defterimi bulmuştum. bu seferki seyahatte ise birinci sınıfın ikinci dönemine ait defterimi buldum. her sayfasında birisinin de yaptığı gibi ” ho ho hoh” diye gülünebilecek bir sürü şey vardı.

başka aklıma bişey gelmedi. gezdik dolaştık. bafra pidesi de güzeldi. hmm bir de pikniğe gittik. çok üşüdük. hayır donduk.

edit: nasıl unuturum :) medya markt’a gittik yine ve ensemde bir ses korku filmi fısıltısıyla sürekli “fırına bakalım, fırına bakalım, fırına bakalım” diyordu.


26
Kas
2007

son on gün

Burası Eskişehir

heycan. yol, otobüs. heyecan.
sabahları erken vakit. çok yüksekte balkon, harika manzara önünde kahvaltı. tv, my wife & kids, o dizideki küçük kıvırcık çocuk micah, sonra ellen degeneres. espark. profilo, siemens, bosch küçükten büyüğe sıralama bu. develi battaniye, gerçekten gördüm çok güzeldi. sınırsız pizza hakkı. burger king’ e gitmesek. pembe defter, harika bir günlük olacaktır bundan sonrası için. domino’s, hiç beğenmedik, ince hamurlu pizza, hatırlayınca kötü olduğumuz tavuk.

beyaz melek, bence kötü film.

sonraki gün, beğendiğimiz fırın satılmış. yedi milyarlık buzdolabı. inanılmaz yani, buzdolabı neden yedi milyar olur anlamadık. zırhlı filan mıdır kurşun geçirmez midir? doğum günü pastası. bayat mı taze mi anlayamadık. kazakta çok yakıştı. maç 1-0. fatih terim’in kazandığı para ne kadardır, aman bize ne ki meselesi. pushing daisies. üniversite. en süper heykel; o şişman kadının heykeli. fotoğraf sergisi. mahmut tuncer hikayesi. gülmemiz için nahnu bey’ in onun ismini söylemesi yeterli.

sınırsız pizza hakkı 2, artık evde yedikten sonra bi de dışarıda yemesek. elif-erhan. pembe pasta. anladık ki önceki pasta bayatmış. neo avm. dergi kapağı olabilir fotoğraflarımız.perspektif harikası fotoğrafım. önce yalan haber, büyük sevinç, sonra hayal kırıklığı, bu da geçer üzüntüsü.

içli köfte. çok kalabalık tramvay, sanırım suyum çıktı diyen şişman kız. çok büyük kola, halbuki kolayı bırakmıştım. heroes.
patlamış mısır. bülent ersoy’un kazandığı para ne kadardır, aman bize ne ki meselesi.

yol. otobüs. üzüntüye izin vermiyoruz artık.
süper bir on gün, süper kahramanım nahnu :)


“bu çizmeyle bu hayat geçmez ”

her kapı önü beklemesi, nahnu bey.