'gün güneşli' Departmanı


10
May
2008

katil domatesler*

domates ailesi

domates;
halen bir kısmı konserve kutularının içinde sıkıştırılmış esaretlerini yaşamaktadırlar.
bugüne kadar insanlar tarafından ezilmiş, türlü işkence metodlarına maruz kalarak,tabiri caizdir;suyu çıkartılmıştır.
ezikliğinden pazar yerinde en son kalan, üstüne basılıp geçilen, sebze midir? meyve midir? nedir? sorusunda yerini bulamamış zira ekmek arası peynirin yanında mutlu bir yer edinmiştir. hatta kimine göre; menemen, kimine göre salça demektir.
düşününki tadını kişiden kişiye farklı güzellikte göstermektedir. ayrıca; üzerindeki giysinin yaka tarafında domates çekirdeği kalıntıları hiç olmamış pek az çocuk vardır.

sahte üretimi olan herşey korsan sayılmasına rağmen, sahte domatesler piyasada özgürce dolaşmaktadır. birgün olurda insanlardan bunun hesabını nasıl sorarlar diye iki kez düşünmek, domatesin hakkına girmemek gerekir.

hayallerimizde en azından balkondaki küçük saksıda gerçek domatesler yetiştirmek, onu kanatlarımızın altında korumaya almak, bu kadar muhteşem birşeye hayran kalıp, şükretmek vardır.

*attack of the killer tomatoes


10
May
2008

ara ki bulasın!

elindeki kitabı balllandıra ballandıra anlatıp da, elime verip “tam senin seveceğin bir kitap” deyip, sonra kitabı tam sarıp sarmalayacakken ben, kitabı vermemenin alemi nedir? diye sorarlar adama.
sordum tabi. şu cevabı verdi; ara ki bulasın!
arıyorum.
kitabı bulupta verene bu arkadaşımı vericem.


06
May
2008

minibüs sakinleri

bugün minibüste hayatımda gördüğüm en küçük bebeğin nasıl olupta o kadar yüksek sesle ağlayabildiğine bir ben değil tüm minibüs sakinleri hayret ettik. ağlarken yüzündeki komik ifadeye önce gülümsedik, herkes birbirine “ne tatlı bebekmiş” dedi. kolumuzda taşıdığımız beş kiloluk yükün yürüdükçe on kiloya ulaşması gibi gittikçe dayanılmaz olan ağlama sesine herkes oyunlar yaparak susturma çareleri aradı. bebek ağladı biz güldük, bebek ağladı biz baktık, oyunlar oynadık, bebek ağladı biz de ağlayacak olduk. derken ani bir frenle çıkan sese karşılık bebek sustu. herkes sustu, herşey susmuş gibi oldu.
yola devam ettik. bebek ağlamaya başladı.
en sonunda ilerdeki bi durakta indik. bukadar.


29
Nis
2008

bugünlerde

> dün bütün bir kış hasta olmadım demiştim. bugün hasta oldum 8O

> tramvayda artık bana hep yer veriyorlar, inmeyecek olanlar kapının önünde durmuyor, kimse yüksek sesle müzik dinlemiyor, cam kenarına hep ben geçiyorum ve hatta başıma yastık veriyorlar desem, bence hepsi yalan olur :mad:
her uyuduğumda binbir çeşit rüya görüyorum. hepsini tüm ayrıntılarıyla da hatırlıyorum :|

> bence huzur; beslenme çantasındaki tostun varlığını bilmektir :D

> artık size bütün mobilyaların hangi modelleri olduğunu ezbere sayabilirim 8)

> bence mutluluk; tostun varlığını ikinci tenefüs, yani beslenme saatinde hatırlamaktır :)

> bıçak sırtını bitireceklerine, binbir geceyi bitirselerdi harcadılar diziyi :!:

> bence harika bişey; taze nane ;)

> günlerdir tek bir olaydan çıkardığım binbir dersten, çıkardığım tek sonuç; büyükleri üzmemek gerekir. iyiki varsın vicdan azabı ve inşallah bir daha görüşmeyiz :!:


27
Nis
2008

oy ver!

oy ver! (bu bir emir değildir/de nedir ;)

oy ver nahnu.org


15
Ock
2008

keçinin peşinden koşmak

ya da keçinin peşinden gelmesi

hafta içi evde olduğum günler öğlen ya da o vakit diliminde, önce seçeneksizlikten, sonra bilerek ve isteyerek heidiyi seyretmeye başladım. kendimi; onun minik çıplak ayaklarıyla merdivenden, dağlardan, bulutlardan, oradan buradan atlaya zıplaya gelmesine, çok acıkmış ve iştahlı halleriyle, bizim hayali tat alabildiğimiz üstünde dumanı tüten ekmekleri yemesine , komik saflığına, tombikliğine ve şaşkınlığına dalmışken yakaladım.
geçmiş zaman haleti ruhiyesine bürünmek o ekmeklerin hayaliyle daha kolay oldu sanırım.

öğleden sonraları da zorro var, yine başka seçeneğimizin olmadığı bir saat diliminde hem de.


13
Ock
2008

pazar

eti cin pazar bisküvisi formunda

çok erken bir vakitte, çok susamış bir şekilde kalkıp, keşke kaloriferin üzerine koysaydım dediğim soğuk/çok soğuk suyu içtim. günün ilerleyen vakitlerinde keşke biraz daha geç kalksaydım dememek ve evvelki günlerin yorgunluğunu, uykusuzluğunu, ağrılarını azaltmak için tekrar yattım. bir sürü rüya gördüm ve tekrar uyuduğuma pişman oldum.

kaloriferin sıcak kanlılığından faydalanıp herşeyi üzerine koyarak, bütün eşyalara suya, yastığa bu sıcaklığı yükledim. bu kadar sıcaklık arayışında havanın kasvetli ve yağmurlu olmasını beklerdik oysa güneşli bir havayı dışarda bekletmiştik.

sonra, daha sonra, geçmişte çok sevipte burnu havada nankör bir kediymişcesine terkettiğim şarkıları dinlerken, kaktüsüme de su verdim. sol kolumun çıkmadığına kendimi inandırmak için ona her hareketi yaptırırım diyerek en sonunda çıkaracak hale getirdim.
çay içtim.

sonunda, en sonunda, kitabımı ayağımda salladım. birlikte uyuduk.




Nedir ?

iletişim

. - N. taklitin ilk t'sinden son t'sine kadar, her türlü şeklinden sana sığınırım Allahım.

← yalan menü

Arama