.

.

ilanen duyrulur

May16

bu fotoğrafı ben çekmedim. bu göle neredeyse bir km yol kala benim yerinde ve hatta çok yerinde korkularım yüzünden gidemedik. arabanın kuvvetle muhtemel geri gitme, takla atma ihtimalleri, tekerin hemen 1 cm ötesindeki uçurum.. dağın tepesinde hayal ettiğim göl meğer arkasındaymış ve o kadar çıkılan dağın bir de inişi varmış. iyiki de gitmedik. iyi ki de. iyikide.

o yolu düzeltsinler, fiziğe aykırı.

kelime salatası

April28

bu haftanın konusu şizofreni ve psikotik bozukluklar. çok kalın bir kitabın özetini bitirmek üzereyim ve bakışlarım artık donuk. bazen kendi kendime gülümsüyorum ve her an saldırganlaşabilirim. dünyanın en ilginç hastalığı bence bunlar. zaten bir de çay isteyemiyorum. of demem.

ne zamandır şu soruya verilecek cevabı düşünüyorum bugün yazayım artık dedim:

direk çocukluğumdan başlayayım;
1- toplamda 5 senelik ilkokulu 4 farklı şehir ve okulda okudum. mesela birinci sınıfım ağrı dağının eteklerindeydi. hep takdir aldım ve hiçbir şeye yaramadı sonra :P
2- çok sakin göründüğümü söylerler (sadece görünüş, aldanmayın)
3- karşıdan karşıya geçmek en büyük korkularımdan biridir (herkes biliyor aslında)
4- hep ertelerim, sonra çok pişman olurum ve yine ertelerim
5- hayvanları uzaktan severim ( bir kez kaplumbağaya dokundum)
6- çaydan başka madde bağımlılığım yok. hatta nasıl olduğu bile hiç önemli değil. açık, demli veya daha demini almamış, hiç mühim değil getirin içerim.
7- bazen çok inatçı oluyormuşum.
8- hiç süt içmem.
9- artık hiç kitap okuyamıyorum.

9 tane olmuş aklıma gelirse buraya ekleyeceğim. düşüniyim.

bilmediklerinizi de sorun arkadaşım.

5300 gr

April25

Selam gençler!
Ne yazim, ne yazim de cümleye “uzun zaman oldu .. ” diye başlamayayım diye düşünüyordum. şu ana kadar bir baş cümle bulamadığımdan konuya pat diye başlıyorum; çok değişik, çok süper haberlerim var aslında, mesela bir koltuk sahibiyim artık ama neyse ki hala hepimizin bir gün emekli olacağı gerçeğini, unutmadan sahip çıkıyorum oraya. artık çayımı getiren biri var diye de hava atacağım ama o, işte o biraz zor oluyor. yaşça benden çok büyük ve çay tepsisini sanki bir ömür boyudur taşıyormuşcasına kamburlaşmış bir amcadan çay isteyemiyorum. çok utanıyorum. yani misafirim olursanız bir zahmet çayımızı termosta demleyip getiriverin canlarım.

bugünlerde çok sıkıntılıyım. ne alaka olabilir bu haberlerden sonra ama acayip bir şey. dolunaydan mıdır, burçtan mıdır bilmiyoruz. araştırıyoruz habire. neyse işte bunları düşündüğüm tam bu sırada elimde önce ahududulu sonra karamelli dondurmayla şu yazıya rastladım, ben çok güldüm siz de gülün :

” Dünyadaki toplam kilo aşağı yukarı sabittir ve tıpkı enerji gibi asla kaybolmaz. Çünkü bir insanın verdiği kiloları aynı anda bir başkası alır. Mesela Sibel Can’ ın verdiği kiloları, sanatçının bu yeni halini televizyon karşısında bir şeyler yiyerek onaylayan (“Ooo çok zayıflamış!”) bir başka kadın alır. Bir iki ay sonra bu kadının verdiği kilolarıysa Sibel Can geri alır. Bir ömür boyu düzenli kilo alıp vermek kolay değil. Sibel can bir batında 6-7 kilo alıp vermeyi, nefes alıp verme ritminde başarabilen ve kilo alıp verme maceralarını bizlerle paylaşabilen samimi bir sanatçı. Vücudu tamamen stabil olmasına rağmen Ebru Şallı gibi belirsiz gramajlar yüzünden ortalığı telaşa verip sağa sola pilates topu yuvarlamıyor. Onun için kilo alıp vermek bir yaşam biçimi. Neşe içinde alıp veriyor kilolarını. ”

Fırat Budacı, 100 gram, Uykusuz.

December22

nasıl olacağını bilmiyordum. ne yapacağımı bilmez bir haldeydim. boş boş bakıyordum. ya bu diyardan gidecek ya da bu deveyi güdecektim.
saçım beyazlayacak sandım.
kalkıp çiçekleri suladım.

bir uçuk her şeyi anlatır

December13

hani şu reklamdaki çalan çıt çıt çıt yeyeye şarkısı var ya, şu an kalbim onun nağmesine hüzünlenecek kadar yumuşak.

resmen kapana kıstırıldım.
ama hala bir kaplanım değil mi? mi, mi?

çok da büyük konuşurum.

hayaller bu kasnağa sığmaz

May2

yine “dün günlüğü ” gibi olacak ama olsun. ben dün, malzeme alışverişine çıktım. son gelen siparişle bütün kasnaklarım bitmişti. dükkanları gezerken, iki yıl önce neredeyse yurt dışından getirteceğim her malzemeyi görmenin şaşkınlığı içindeydim, hem de internette gördüğümüz fiyatların çok çok altında. anladığım kadarıyla buradaki el sanatları okul veya kurslarında keçe ile yapılan şeyler öğretilmeye başlanmış. öyle ki, iğneleme tekniği ile yün keçe kullanılarak yapılmış örnekler bile vardı. benim kilo çapındaki yün keçelerimde bir köşe de bekliyor. artık onlar için çeşit çeşit iğne bulabileceğime göre onlarla da bir şeyler başlayabilirim.

artık malzemeleri daha kolay bulabileceğim için seviniyorum. bu arada çapı 32cm’ ik dev boyutlu bir kasnak aldım. yine de hayallerimi sığdıramam gibi.