'inandığım masallar' Departmanı


02
Şbt
2008

bu akşam/korkuyorum anne

korkuyorum anne, yapma baba!

Kürek kemiği, göğüs kafesi, omurga, kafatası, tırnak, bir ağız dolusu diş… Romatizma, bel ağrısı, kemik erimesi. Bol et. Bol kemik.
Bol damar. Kilolarca bağırsak. İri göğüsler. Sarkık ciğerler. Ülser, halsizlik, ameliyat, kahkaha, tokat, küfür, tümör, aşk, gözlük, kepek. İş bulur, borç alır, altına kaçırır, yalan söyler, sivilcesini patlatır, kaşınır, öğünür. Fotoğraf çektirir, kırlara koşar, kusar, öper, güler. Ot yer, hayvan yer, kaşınır, uyur.
Üzülür, düşünür, korkar.

İnsan dediğin nedir ki? Et, kemik, yağ ve sinirden oluşur. Önemli olan kalbi hissetmektir.

filmler ikiye ayrılır; çok beğendiklerim ve orta halliler.
şimdiye kadar gördüğüm en iyi çocuk oyuncunun (çetin) elindeki ayak röntgenini köpeğe gösterip “bak çakır bu kemik kap” demesine aslında bundan da çok “ona şaka yaptım, tabi yerse diye” demesine, ya da “al sana cebimden bi sünnet vereyim ” demesine yani aslında hangisine güleceğimi bilemedim. sanırım çok beğendiğim filmleri de ikiye ayırıp bu filme en beğendiğim diyebilirim :)


09
Ock
2008

hayal meyal -2

biz üç beş çocuk, sarı-kahverengi bir fotoğrafta kapı önünde üzgün üzgün oturup, toprağa elimizdeki çubukla kuş sürüsü yapsak.

derken kuşlarımdan biri uçsa, kanadına atlasam da çocuklar kıskansa, hepsine el sallasam, kuşum beni uçursa. bulutlara kadar uçsakta, beni bıraksa bi buluta. uyusam, uyusam orda. günler geçse, aylar geçse, yıllar geçse ama uyanınca zaman hiç geçmemiş olsa. yaslanıp bulutuma ayaklarımı sallandıra sallandıra, seyretsem ağaç dalındaki elmayı yiyen kargayı, korkutup uçursam elma bana kalsa, rüzgar gelip alsa bizi, götürse götürse ama gelince hiç gitmemiş olsak.

sonra yağmura tutunup düşsem yere, çamur olsa elbisem çocuklar bana gülse.