.

.

bura dünya – 2

May20

yarın ankara’ da 2 sınavım var. sınav zamanları yıllardır hiç değişmemiş meğersem. hep bi temizlik yapma, gereksiz yemek yapma, kitap okuma, hiç seyretmediğin diziyi seyretme..

doğru düzgün çalışmadım. insan biraz pişman olur, vicdan azabı çeker.

o da yok.

5300 gr

April25

Selam gençler!
Ne yazim, ne yazim de cümleye “uzun zaman oldu .. ” diye başlamayayım diye düşünüyordum. şu ana kadar bir baş cümle bulamadığımdan konuya pat diye başlıyorum; çok değişik, çok süper haberlerim var aslında, mesela bir koltuk sahibiyim artık ama neyse ki hala hepimizin bir gün emekli olacağı gerçeğini, unutmadan sahip çıkıyorum oraya. artık çayımı getiren biri var diye de hava atacağım ama o, işte o biraz zor oluyor. yaşça benden çok büyük ve çay tepsisini sanki bir ömür boyudur taşıyormuşcasına kamburlaşmış bir amcadan çay isteyemiyorum. çok utanıyorum. yani misafirim olursanız bir zahmet çayımızı termosta demleyip getiriverin canlarım.

bugünlerde çok sıkıntılıyım. ne alaka olabilir bu haberlerden sonra ama acayip bir şey. dolunaydan mıdır, burçtan mıdır bilmiyoruz. araştırıyoruz habire. neyse işte bunları düşündüğüm tam bu sırada elimde önce ahududulu sonra karamelli dondurmayla şu yazıya rastladım, ben çok güldüm siz de gülün :

” Dünyadaki toplam kilo aşağı yukarı sabittir ve tıpkı enerji gibi asla kaybolmaz. Çünkü bir insanın verdiği kiloları aynı anda bir başkası alır. Mesela Sibel Can’ ın verdiği kiloları, sanatçının bu yeni halini televizyon karşısında bir şeyler yiyerek onaylayan (“Ooo çok zayıflamış!”) bir başka kadın alır. Bir iki ay sonra bu kadının verdiği kilolarıysa Sibel Can geri alır. Bir ömür boyu düzenli kilo alıp vermek kolay değil. Sibel can bir batında 6-7 kilo alıp vermeyi, nefes alıp verme ritminde başarabilen ve kilo alıp verme maceralarını bizlerle paylaşabilen samimi bir sanatçı. Vücudu tamamen stabil olmasına rağmen Ebru Şallı gibi belirsiz gramajlar yüzünden ortalığı telaşa verip sağa sola pilates topu yuvarlamıyor. Onun için kilo alıp vermek bir yaşam biçimi. Neşe içinde alıp veriyor kilolarını. ”

Fırat Budacı, 100 gram, Uykusuz.

ceryan

January31

kucağımdaki bilgisayarın, uzakta olan prize takılı kablosunun, beni çarpmasından çok korkuyorum. 3 günlük dünya.

elektrikli battaniye ile de hiç işim olmaz. ütü de çok korkunç.

December22

nasıl olacağını bilmiyordum. ne yapacağımı bilmez bir haldeydim. boş boş bakıyordum. ya bu diyardan gidecek ya da bu deveyi güdecektim.
saçım beyazlayacak sandım.
kalkıp çiçekleri suladım.

bir uçuk her şeyi anlatır

December13

hani şu reklamdaki çalan çıt çıt çıt yeyeye şarkısı var ya, şu an kalbim onun nağmesine hüzünlenecek kadar yumuşak.

resmen kapana kıstırıldım.
ama hala bir kaplanım değil mi? mi, mi?

çok da büyük konuşurum.

bunu da yaptım

November1

olay işyerimde geçiyor

telefonla konuşup tam başka bir yeri arayacakken ve neden bu tuşlar çalışmıyor derken, aslında klavyenin tuşlarına bastığımı farkettim.

günaydın dünya.

anlatamadım ya neyse

September15

malumunuz olduğu üzere işe geri döndüm. en büyük problemim iş konusunda yapılacak her şeyi bilmek ama bir türlü hatırlayamamak. şu an astronot olamadıysam sebebi bu işte; yakın zamanlı hafıza kaybı ! uzak geçmişi çok iyi hatırlarım ama. kimden alacaklıyım, ilk ayakkabım ne renkti, elimdeki yara izi ne zaman olmuştu hepsini hatırlarım. hatta çok gereksiz zamanlarda aklıma gelir bunlar da gülerim kendi kendime.

bugün yine kendi kendime güldüysem, yeni evimizin eski işime neredeyse bir saatten beş dakika az bir mesafede olması sebebiyle benim artık servisle gidecek olmamdı. ilkokul, ortaokul ve hatta lisenin belli bir dönemi servisle okula gittiğim için bendeki servis kültürü bugün birdenbire ortaya çıktı. ilk bindiysem en güzel yere -en arkanın bir önü, açılabilen cam kenarı – oturma, eğer ileride arkadaşım binecekse ona yer ayırma ..

bu hikaye çok uzun, zaman hiç yok, çok uykum var.

sürpriz zor yazılıyor

September13

insanın böyle bir kocası ve bu kadar çok sürprizli bir arkadaşı varsa sırtı pek yere gelmez sanırsam, hatta hayatta başka ne istesin ki ?! çok sevindim, emeği geçenlere çok teşekkür ederim, şimdi benim için böyle bir şey yapmak yeni aklınıza geldiyse yarın yine çalışıyorum, çiçekleri beklerim !

her an dünyaya küsebilirim

August26

zaten çok uykum vardı. gözümü zor açıyordum, başım çok ağrıyordu. bir yandan susuzluk, diğer yandan halsizlik ve dahası biraz üzgünlük.. bir kapının önünde , aslında dönmek istemediğim işime geri dönmek için yazdığım dilekçe elimde bekliyordum. o an bana başka bir iş teklif edilsin hemen, şu dakka lütfen diyerek bekledim. gelen olmadı. aslında özlemiştim de çalışmayı, gülünü de dikenini de seviyordum artık, ama yine de..

saat 13.30′ a 7 dakika kadar yakındı. mesai başlayana kadar koridorda bir kaç tur atalım bari dedim. yetmedi, bir dakika ancak geçmişti. sonra yangın talimatını okuyayım dedim, ne olur ne olmaz. dersimi iyice aldıktan sonra yanındaki afişleri incelemeye başladım. renklerine, fontlarına ayırdıktan sonra saate baktım. neredeyse buçuktu. bir kaç tur daha attık, binaya en son bizim işimizi halledecek memur geldi. belki de o gelene kadar az ötede başka bir iş teklif edecek kişi geliyordu, ama ne bileyim ayağı falan takılmıştı belki.

kağıdı masaya koydum. şurayı imzalayın dedi. imza attım daha doğrusu atamadım, kalem yazmadı. bir hamlede tekrar denedim. o ihtişamlı imzam bana çekimser göründü.
adam ” bu kadar, şu tarihte başlıyorsunuz o halde ” dedi. “bu kadar mı?” diye hayret ederek sordum. o da sormama hayret etmiş olacak ki “bu kadar, işler artık çok kolay ” dedi..

saat 13.40′tı. binadan ilk biz çıktık.