Allah’ın işine karışma, bırak ıslansın laleler.

Allah’ın işine karışma, bırak ıslansın laleler.

> dün bütün bir kış hasta olmadım demiştim. bugün hasta oldum
> tramvayda artık bana hep yer veriyorlar, inmeyecek olanlar kapının önünde durmuyor, kimse yüksek sesle müzik dinlemiyor, cam kenarına hep ben geçiyorum ve hatta başıma yastık veriyorlar desem, bence hepsi yalan olur ![]()
her uyuduğumda binbir çeşit rüya görüyorum. hepsini tüm ayrıntılarıyla da hatırlıyorum
> bence huzur; beslenme çantasındaki tostun varlığını bilmektir
> artık size bütün mobilyaların hangi modelleri olduğunu ezbere sayabilirim
> bence mutluluk; tostun varlığını ikinci tenefüs, yani beslenme saatinde hatırlamaktır
> bıçak sırtını bitireceklerine, binbir geceyi bitirselerdi harcadılar diziyi
> bence harika bişey; taze nane
> günlerdir tek bir olaydan çıkardığım binbir dersten, çıkardığım tek sonuç; büyükleri üzmemek gerekir. iyiki varsın vicdan azabı ve inşallah bir daha görüşmeyiz
safer ayının birinci gününde -bundan habersizce- seferde oluşumun tekabülünü kendime açıklamaya çalışıyorum. bazen böyle şeyler oluyor. eğer biliyorsak işareti üzerimize alınabiliriz, eğer bilmiyorsak kimbilir nasıl da farketmeden geçip gideriz. günlerdir üç-beş saatlik uykuyla bir sonraki uyku girdabına girmelerin, bu düşünce ağrılarının, bu baskıların, bu günlerin, bu gecelerindeki yürüyüşlerin ve bu kadar çok çiçeğin bir anlamı olmalı.
ben anlasam yeter.
sanırım hergünümüz Allah’ın yarattığı şeylerden bihaber geçmekte direniyor. ya da teker teker haberdar oluyoruz. bu haber alma hâlini kendimiz ayarlayamadığımız için; bu vakitte, bu saatte, burada karşılaşmanın bir anlamı olmalı deyip, yâhut nasıl daha önceden haberim olmadı deyip, demek bu zaman en iyi zamanmış deyip, belki de haberdar bile olmadan bilmeliydin bu güzeli deyip, belki de her defasında defalarcasına gördüğün aynı şeyi, aynı şeyi bin parçasına bölüp bölüp, hayran hayran şaşırmalısın deyip, bu nasıl bir “ara”lıktır, bu nasıl bir “orta”lıktır , bu nasıl bir köprüdür deyip,
kendi kendimize sorularımızın, kendi kendine cevaplarını bilmeye bilmeye, kabulleniyoruz.
Allahım sen olmasan kimin aklına gelirim ben diyen şair kim için söylemiş o şarkıyı, bu şiir kime yazılmış.
‘cem adrian
” eğer cennete gidersek, seninle birgün, nar ağacının altında buluşalım olur mu?”
(bir kitabın bilmem kaçıncı sayfasında)
“geceyi aşığa sığınak ve azab kuyusu yapan Allah’a şükürler olsun.”
(başka bir kitabın arka kapağında)
(şarkı; bu kitabın tam da bu sayfasında, bugünün gece yarısında, kışın tam ortasında, karın baharında..)
Elimizi omzuna atıp tenefüslerde birlikte gezmek istediğimiz Marion Cotillard ile “bu şarkı bana bir filmi hatırlatıyor ” dediğimiz şarkı ve o filmlerin hepsi biraraya geldi. Çok karışık oldu ama Jeux D’enfants desek, oradaki kız desek ve işte o şarkı desek belki hatırlatabiliriz. İşte o filmdeki çalan şarkının gerçek sahibinin hayatını anlatan bir film yapıldı ve bizim arkadaşımız rolünün başındaydı.
Anlayanlar anlamayanlara anlatsın, hala anlamayanlar hiç durmasın şarkıyı çalsın.
. - N.
taklitin ilk t'sinden son t'sine kadar, her türlü şeklinden sana sığınırım Allahım.
← yalan menü
En son konuşanlar
uragan
DarK
n., hatice, çiLeKli
kuponadam
Elif, uragan, uyuyang [...]
ali usta